Kumo desu ga, Nani ka? Avdan Avcıya

Noctemsol Noctemsol• Anime İnceleme• 28 Ekim 2026• Yorum Yok• 8 Dakika
İçindekiler

Kumo desu ga, Nani ka? İnceleme

Kumo desu ga, Nani ka? anime tanıtım afişi; Kumoko, Shun ve diğer karakterler
ANİZA PUANI5/10
İnceleme Kapsamı

1. Sezon

Alternatif Adlar
Kaynak
Light Novel
Hikâye
Baba Okina
Çizim
Kiryuu Tsukasa
Stüdyo
Millepensee
Demografi
Seinen
Devam Durumu
Yeni Sezon Duyurulmadı
Sezon Bilgileri
1. SezonKış 202124 bölüm

Başka bir dünyada gözlerinizi bir örümcek olarak açsaydınız, hayatta kalmak için nereye kadar giderdiniz? Kumo desu ga, Nani ka? (So I’m a Spider So What?) hikâyesini bu soru üzerine kuruyor. Yeniden doğan lise öğrencisi, pek çok isekai kahramanının aksine güçlü bir bedenle ya da krallık desteğiyle başlamıyor. Canavarlarla dolu labirentte, avlanmamak için sürekli kaçması gereken küçük bir örümcek olarak hayata tutunmaya çalışıyor.

Serinin merkezinde de izleyicilerin Kumoko diye andığı bu örümcek var. Kumoko’nun hikâyesi büyük ölçüde onun iç sesiyle ilerliyor. Korkularını ve küçük sevinçlerini kendi kendine konuşarak anlatan Kumoko, bu sesle birlikte serinin hem mizahını hem de temposunu belirliyor.

Kumo desu ga, Nani ka? bu iki kollu anlatıyı Okina Baba’nın light novel serisinden alıyor. Baba hikâyeyi 2015’te Shōsetsuka ni Narō sitesinde web novel olarak yazmaya başladı. Seri aynı yıl Tsukasa Kiryu’nun çizimleriyle kitap olarak basıldı, kısa süre sonra da Asahiro Kakashi’nin çizdiği manga uyarlaması yayına girdi. Anime ekrana geldiğinde kitapların baskı sayısı iki milyonu geçmişti, light novel ise 2022’de tamamlandı.

Evren

Kumoko, Elroe Büyük Labirenti'nde ilerlerken

Kumo desu ga, Nani ka? kılıç ve büyünün iç içe olduğu fantastik bir dünyada geçiyor. Krallıkları ve maceracılarıyla ilk bakışta pek çok seriden tanıdık gelen bu dünya, aralarında deniz bulunan Kasanagara ve Daztrudia adlı iki büyük kıtadan oluşuyor. İki kıta arasında karadan geçmenin neredeyse tek yolu yeraltında.

Bu yol, dünyanın en büyük labirenti olan Büyük Elroe Labirenti. Canavarların birbirini avladığı labirent, kendi içinde ayrı dünyalar gibi işleyen üst, orta ve alt katmanlara ayrılıyor. Maceracıların çoğunlukla girdiği üst katman görece güvenli sayılsa da orada bile canından olan maceracılar az değil. Orta katmanın zemini lavlarla kaplı ve burada ateşi silah olarak kullanan yaratıklar yaşıyor. Alt katmanda ise ejderhalar gibi labirentin en güçlü canavarları bulunuyor.

Yeryüzünde de farklı ırklar yaşıyor. Kasanagara’nın kuzeyinde iblisler, güneyinde Renxandt İmparatorluğu ve Sariella gibi insan devletleri bulunuyor. Daztrudia’nın tamamı insanların elinde ve Analeit Krallığı da bu kıtada. İnsana benzeyen ama ondan çok daha uzun yaşayan elfler de kendi köylerinde, diğer ırklardan ayrı bir hayat sürüyor.

İnsanlarla iblisler arasında nesillerdir süren bir savaş var. İnsanlar umutlarını Kahraman unvanını taşıyan kişiye bağlarken, iblisler İblis Kral’ın emrinde toplanıyor.

Bu dünyada güç, video oyunlarında olduğu gibi sayılarla ölçülüyor. Herkesin bir seviyesi var ve savaşıp düşman yendikçe bu seviye yükseliyor. Seviye atlayan kişinin dayanıklılığı, saldırı ve büyü gücü artıyor. Kılıç kullanmak, ateş büyüsü yapmak ya da zehre dayanmak gibi beceriler ise yetenek olarak geçiyor. Her yeteneğin kendi seviyesi var ve yetenekler kullanıldıkça gelişiyor. Yeni yetenekler de yetenek puanlarıyla alınabiliyor. Karşıdakinin ne kadar güçlü olduğunu görmek bile Değerlendirme adlı yeteneği gerektiriyor.

Bazı işleri başaranlara ayrıca unvan veriliyor ve unvanlar sahibine yeni yetenekler kazandırıyor. Kahraman ve İblis Kral da birer unvan. Canavarlar ise belli bir seviyeye ulaştığında evrim geçirebiliyor. Önlerine çıkan seçeneklerden birini seçip daha güçlü bir türe dönüşüyorlar.

Biri seviye atladığında, yeni bir yetenek ya da unvan kazandığında, kimsenin göremediği bir ses bunu ona haber veriyor. İnsanların çoğunun bağlı olduğu Tanrı’nın Sözü Dini’ne göre bu ses Tanrı’nın sesi. Din de bu yüzden insanları güçlenmeye ve bu sesi daha sık duymaya çağırıyor.

Hikaye

Shun'un tam boy karakter tasarımı

Kumo desu ga, Nani ka? bir lisede sıradan bir ders saatiyle başlıyor. Ders sırasında sınıfta yaşanan açıklanamayan patlama, öğretmenle birlikte bütün öğrencilerin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Kumoko ise gözlerini yeniden açtığında kendini yumurtadan yeni çıkmış örümcek yavrularının arasında buluyor. Annesinin yavruları yediğini görünce de canını kurtarmak için oradan kaçıyor.

Kısa sürede bu dünyanın bir oyun gibi işlediğini fark ediyor. Ancak labirentin en zayıf canavarlarından biri olarak başladığı için karşısına çıkan neredeyse her yaratık ondan güçlü. Bütün yetenek puanlarını harcayarak aldığı Değerlendirme de ilk seviyede pek bir işe yaramıyor. Bu yüzden doğrudan savaşmak yerine elindeki imkânları kullanmayı öğreniyor. Ördüğü ağlarla kendine bir yuva kuruyor, kendisinden büyük canavarları da ağlarına ve zehrine güvenerek alt etmeye çalışıyor.

Kazandığı her dövüşle seviye atlıyor, yeni yetenekler edinip yavaş yavaş güçleniyor. Ancak labirentte güvende olduğu yer bile kalıcı değil. Maceracılar yuvasını ateşe verince yeniden yola çıkıyor. Yeni bir yer ararken de fazla uzaklaşıyor ve kendini labirentin çok daha tehlikeli alt katmanında buluyor.

Patlamada ölen diğer öğrencilerin bir kısmı ise çok daha korunaklı bir hayata doğuyor. Yamada Shunsuke, Analeit Krallığı’nın dördüncü prensi Shun olarak dünyaya geliyor. Eski hayatını hatırlayarak sarayda büyüyor ve insanların Kahramanı olan ağabeyi Julius’a büyük hayranlık duyuyor. Bu dünyada yalnız olmadığını da kısa sürede öğreniyor. Eski hayatındaki en yakın arkadaşı Kanata, bu kez soylu bir ailenin kızı Katia olarak onunla büyüyor. Ona evcil hayvan olarak verilen yer ejderi Fei’nin bedeninde de eski sınıf arkadaşlarından biri yaşıyor.

Shun ile Katia büyüyüp krallığın akademisine girdiklerinde, aynı patlamada ölen başka öğrencilerle de karşılaşıyorlar. Renxandt İmparatorluğu’nun veliahtı Hugo ile Tanrı’nın Sözü Dini’ne bağlı Yuri de bu öğrencilerin arasında. Eski öğretmenleri Oka da akademide. Elf olarak doğan Oka, bu dünyaya dağılmış öğrencilerinin izini sürüyor.

Böylece Kumo desu ga, Nani ka? iki ayrı hikâyeyi yan yana anlatmaya başlıyor. Bir yanda labirentte tek başına güçlenmeye çalışan bir örümcek, diğer yanda sarayda ve akademide yeni hayatına alışan öğrenciler var. Peki labirentin en zayıf canavarlarından biri olarak başlayan Kumoko, buradan sağ çıkabilecek mi?

Animasyon Kalitesi

Shun ve diğer karakterler saraydaki kalabalık bir salonda

Kumo desu ga, Nani ka? animesinin yönetmen koltuğunda, Millepensee’nin hemen bütün yapımlarını yöneten Shin Itagaki oturuyor. Light novel’ın yazarı Okina Baba da senaryo tarafında ekibin içinde yer alıyor.

Ekip, serinin iki tarafına farklı yöntemlerle yaklaşıyor. Shun ve arkadaşlarının sahnelerini geleneksel 2D animasyonla çizerken, Kumoko’yu ve labirentteki canavarları büyük ölçüde CGI ile canlandırıyor. Kumoko’nun tasarımı, sevimli bir çizgi film karakteriyle gerçek bir örümceğin yürüyüşünü ve hareketlerini bir araya getiriyor. Kumoko da sahneye göre kimi zaman CGI, kimi zaman 2D çizimle ekrana geliyor.

CGI en iyi sonucu labirentteki dövüşlerde veriyor. Kumoko’nun dövüşlerde aldığı yaralar labirentteki tehlikeyi somut hâle getiriyor. Bazı büyük dövüşlerde de animasyon ve ses tasarımı her darbeyi ağırlığıyla hissettiriyor. Buna karşılık CGI modeller, 2D çizilmiş arka planların önünde çoğu zaman ayrı duruyor. Bazı canavarların modelleri de diğerlerinin yanında oldukça sade kalıyor.

Kalite bölümler boyunca aynı seviyede de kalmıyor. İkinci yarıda insan tarafındaki dövüş sahnelerinde sabit kareler ve kesik geçişler artıyor. Son bölümlere doğru bu dövüşlerin büyük kısmı da CGI’a kalıyor. Bunun arkasında yapım sırasında yaşanan ciddi sorunlar var. Yapımda CGI asistanı olarak çalışan Naoya Fukushi’nin anlattığına göre dışarıya verilen birkaç bölümün animasyonu tamamen çöktü ve Millepensee bu bölümleri sıfırdan yeniden yapmak zorunda kaldı. Ekip bu yüzden sonraki bölümlere yeterince zaman ayıramadı, final bölümü de bir haftadan uzun bir gecikmeyle yayınlandı.

Seslendirme ve Müzikler

Kumo desu ga, Nani ka? animesinin labirent tarafını neredeyse tek başına taşıyan isim, Kumoko’yu seslendiren Aoi Yuuki. Kumoko bölüm boyunca kendi kendine konuştuğu için Yuuki’nin replikleri hem çok uzun hem de çok hızlı. Yuuki, animenin resmî sitesindeki röportajında bu kayıtları zor bir ritim oyununa benzetiyor. Performansı da bu temponun üzerine kurulu. Kumoko aynı sahnede paniğe kapılıp çığlık atıyor, bir sonraki cümlede kendini toparlayıp yeni bir plan kuruyor. Serinin mizahı büyük ölçüde Yuuki’nin bu geçişlerdeki zamanlamasına dayanıyor. Ancak hiç durmayan bu iç ses, bazı izleyiciler için yorucu da olabiliyor.

İnsan tarafında Shun’ı seslendiren Shun Horie, karakterin sevgi dolu yanını ve özellikle ağabeyi Julius’a duyduğu hayranlığı öne çıkardığını anlatıyor. Ortaya çıkan Shun, yumuşak ve nazik bir prens. Hugo’yu seslendiren Kaito Ishikawa ise tam tersi bir yerde duruyor. Kendi yeteneğine kapılıp kibirli bir veliahta dönüşen Hugo’yu, izleyicinin gerçekten sevmeyeceği bir karakter olarak oynuyor. İkisi arasındaki bu zıtlık, insan tarafının ilk bölümlerdeki çatışmasını da besliyor.

Animenin müziklerini, daha önce Overlord için de beste yapan Shuji Katayama üstleniyor. Katayama’nın besteleri en çok labirentteki büyük dövüşlerde duyuluyor ve bu sahnelerin temposunu belirliyor.

Anime boyunca iki farklı opening ve iki farklı ending kullanılıyor. İlk opening, Riko Azuna’nın seslendirdiği keep weaving your spider way. Hızlı tempolu bu şarkının sözleri, labirentte ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaya çalışan Kumoko’yu anlatıyor. İkinci yarıda yerini Konomi Suzuki’nin Bursty Greedy Spider şarkısına bırakan opening, bu kez Kumoko’nun yanında hikâyenin diğer taraflarını da daha çok gösteriyor.

Ending’ler ise animenin en sıra dışı kısmı. İkisini de Aoi Yuuki, Kumoko olarak söylüyor. Özellikle ilk ending Ganbare! Kumoko-san no Theme, Kumoko’nun iç sesi gibi hızlı, karmaşık ve oldukça komik bir parça. İkinci yarıda bu ending’in yerini Genjitsu Totsugeki Hierarchy alıyor.

Kişisel Değerlendirme

Kumoko'nun paralel zihinlerinin farklı görünümlerle temsil edildiği sahne

Kumo desu ga, Nani ka? ile yayınlandığı dönemde karşılaşmıştım ama o zaman ilgimi çekmemişti. Geçenlerde öylesine izlemeye başladım. Seriye karşı bir ön yargım yoktu ancak isekai yapımları arasında kalitesiz iş çok olduğu için beklentim de yüksek değildi. Sezon bittiğinde ise seri bu düşük beklentiyi bile karşılayamamıştı.

Bence Kumo desu ga, Nani ka?’nın en doğru tercihi, ana karakterini labirentin en zayıf canavarlarından biri olarak başlatması. Çoğu isekai kahramanı yeni dünyaya güçlü başlar. Kumoko ise her gün hayatta kalmak için savaşmak zorunda. Kendisinden güçlü canavarları ağlarıyla, zehriyle ve aklıyla alt ediyor, yeri geldiğinde kaçmayı da biliyor. Bu yüzden onun yavaş yavaş güçlendiğini izlemek gerçekten keyifli.

Kumoko’nun hiç susmayan iç sesi ise serinin en çok tartışılan yanlarından biri. Kimisi bu sesten çabuk yoruluyor ama ben yorulmadım. Hatta seri bütünüyle Kumoko’ya odaklansaydı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Araba ile dövüşü, izlediğim en keyifli sahnelerden biriydi. Ariel’i de sevdim. Mizah ise beni zaman zaman güldürse de çok başarılı değil.

Seriyi diğer isekai yapımlarından ayıran başka şeyler de var. Harem ve fan servis gibi klişelere yaslanmıyor, dünyasını da izleyiciyi bilgiye boğmadan anlatıyor. İlerleyen bölümlerde iyi ile kötü arasındaki çizginin silikleşmesi de ilginç bir tercih. Ama bunlar, serinin yarısını kaplayan Shun tarafını kurtarmaya yetmiyor.

Bana göre problem tam olarak burada başlıyor. Kumoko’nun bölümlerinde her an bir tehlike var. Shun tarafında ise prens olarak doğmuş, soylu ailelerde büyümüş karakterlerin kayda değer bir derdi yok. Özellikle ilk yarıda bu bölümler beni gerçekten boğdu. İzleyeli bir hafta olmadı ama yan karakterlerin çoğunun adını unuttum bile. İkinci yarıda olaylar biraz hareketleniyor ama bu kez de her şey aceleye geliyor ve yarım yamalak kalıyor.

Shun tarafının, Kumoko’yla zıtlık kurmak ve sıradan isekai yapımlarına göndermede bulunmak için bilerek sade yazıldığını biliyorum. Kitapları okuyanlar, animenin bu taraftan pek çok sahneyi çıkardığını da söylüyor. Yani mesele Shun tarafının sıradan olması değil. Bu sıradanlığın, serinin yarısını kaplayacak kadar uzun sürmesi.

İki hikâyenin birbirine bağlanma şekli ise kafamı karıştırmadı, beni şaşırtmadı da. Dikkatli izleyen biri için anlaşılır bir yapı. Kitap okurları bunu serinin en özgün yanı olarak görse de animede bu bağlantı için bu kadar Shun bölümüne katlanmaya değip değmediğinden emin değilim.

Prodüksiyon da bu sorunları örtecek seviyede değil. CGI çoğu sahnede göze batıyor. İkinci yarıda yapım sorunları başlayınca insan tarafındaki dövüşler neredeyse sabit karelerle geçiştiriliyor. Animasyon baştan beri çok iyi olmadığı için bu düşüşü büyük bir fark olarak hissetmedim. Müzikler de çok sevilen endingler dahil, aklımda kalmadı.

Beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey ise final oldu. Final o kadar boş geçti ki serinin bittiğini anlamadım bile. İnsan tarafı en kritik yerinde kesiliyor ve seri bir sürü soru işaretiyle kapanıyor. Bana göre anime, ikinci sezon kesin gelecekmiş gibi yapılmış. Oysa aradan beş yıl geçti ve ikinci sezon hâlâ yok.

Sonuçta Kumo desu ga, Nani ka?’yı başarılı bir isekai olarak görmüyorum. Kalitesiz olduklarını bile bile pek çok isekai izleyen biri olarak, uzun zamandır bu kadar zayıfına denk gelmemiştim. Shun tarafı, prodüksiyon sorunları ve yarıda kalan final seriyi aşağı çekiyor. Buna karşılık Kumoko’nun hayatta kalma mücadelesi, seriyi sonuna kadar izlememi sağlayan tek şeydi. Re:Zero ya da Mushoku Tensei’nin seviyesine yaklaşamasa da sadece Kumoko’yu izleseydim muhtemelen çok daha fazla eğlenirdim.

Kimler İzlemeli?

Güçsüz başlayıp zorlukla güçlenen ana karakterleri sevenler
Seviye, yetenek ve evrim gibi oyun mantığıyla işleyen sistemlerden keyif alanlar
Ana karakterin iç sesiyle ilerleyen, komedi ağırlıklı anlatımı sevenler
Harem ve fan servis klişelerinden uzak bir isekai arayanlar
Hikâyenin yarıda kalmasını ve ikinci sezonun gelmemesini sorun etmeyenler

Kimler İzlememeli?

Göze batan CGI ve dengesiz animasyon kalitesini tolere edemeyenler
Ana hikâyeden sık sık kopan yan hikâyelerden sıkılanlar
Sürekli konuşan, hızlı ve gürültülü karakterlerden çabuk yorulanlar
Birden fazla anlatı arasında gidip gelen yapıyı takip etmekte zorlananlar
Tatmin edici bir final ve kapanmış bir hikâye bekleyenler

Siz ne düşünüyorsunuz? Bu inceleme ve Kumo desu ga, Nani ka? hakkında yorumlarınızı merak ediyoruz →

Abone ol.
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Benzer İçerikler

Bu yazıyı paylaşın